From Moskova with love

13/3/2009 - Yeni adresim

Bundan böyle Tarcinmoscow bu adresde:

http://tarcinmoscow.blogspot.com/

Çaya beklerim ;)
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

10/2/2009 - DİKKAT! 13.CUMA çıkabilir...

Kategori: Ortaya Karisik
1969-ABD’de ekonomik kriz.. 1889-Johnstown’da sel... 1919-Glasgow’da endüstri isyanı... 1929-ABD borsası çöktü... 1939-Avustralya’da yangın... 1945-Norveç’te tarihinin en büyük hava saldırısı... 1978-İran’da isyancıların katli... 2004-Maldivler’in Male şehrinde sıkıyönetim... Ortak tek yönleri hepsinin “Kara Cuma” yani “13.Cuma”ya denk gelmesi.

Bizle mi ne ilgisi var? Hiçbir fikrim yok... Ama bütün dünyayı saran, korku filmlerine, kitaplara konu olan bir batıl inanç var ortada... Bilin bakalım bu Cuma ayın kaçı? “13.CUMA!!!”...
Şu zararsız zararsız 12 ve 14’ün arasında duran etliye sütlüye karışmayan 13 ile haftanın 7 gününden aslında son iş günü olduğu için en çok sevilen ama nedense 13’ün gazabına uğrayan Cuma’nın hikayesi ne acaba?

Bir çoğunun inanışı Hz.İsa’nın son yemeğinde masada oturan havarilerinin sayısı ile ilgili. Hz.İsa’nın Cuma günü çarmıha gerilmesi de tuzu biberi. Bubatıl inanç o kadar ileri gitmiş durumda ki, ABD başta olmak üzere pek çok ülkede hayatı etkiler hale gelmiş. Apartmanların 13. Katının olmayışı, tren, otobüs, uçak gibi araçlarda 13. Koltuğun yer almaması, 13 numaralı daire ya da sinema koltuğunun bulunmaması, liste uzar gider... Gerçi benim anlamadığım nokta şu: Sen istediğin kadar o koltuğun üzerine ya da dairenin kapısına 12A ya da 14 yaz o yine de 13. İşte. Yazılmamış olması olmadığı anlamına gelmez ki... Değil mi?

Aslında bu uğursuz sayılan 13’ün daha eskiye dayanan bir hikayesi var. Mitolojik tanrıların hüküm sürdüğü İskandinavya... Vikingler’in ünlü tanrısı Odin ile Frigga’nın oğlu Balder... Ay kraliçesi Nanna’nın eşi olan Balder bir davet verir ve sadece 12 kişi çağırır. Ancak davetsiz bir misafir partinin altını üstüne getirir. Yalanların ve hilelerin tanrısı Loki çıkagelir ve 13. Kişi olarak Balder’i öldürür... Aman diyelim dikkat! Eğer evinizde bir davet veriyorsanız ve 12 kişi çağıracaksanız –ki hoş Moskova’da 12 kişiyi ağarlayacak ev nerdeeee....- davetsiz bir misafirin gelmemesine dikkat edin. Hatta ne olur ne olmaz, siz en iyisi mi 11 kişi davet edin...

Son zamanlarda sıkça karşımıza çıkan Tapınak Şovelyeleri de bu lanet hikayesine bulaşmasalar olmaz... 13 Ekim 1307’de Fransa Kralı Philippe Le Bel Tapınak şovalyelerini yakalatıp işkence ettirir ki bu olay şovalyelerin sonu olur.

Ancak bu lanetin en eski hikayesi yine de gide gide Havva ile Adem’e dayanıyor. Havva meğer Adem’e elmayı bir Cuma günü verip baştan çıkarmış ve cennetten kovulmasına neden olmuş... Ne elmaymış bu da! Hatta Hz. Nuh’un meşhur seli de bir Cuma günü başlamışmış.

Ayrıca yıl içinde ay 13 defa dolunay oluyormuş. Burdaki laneti ben mi göremiyorum nedir. Hayır bu ancak kurtadamlardan korkanlara lanet getirir kanımca...

Gelin görün ki bu 13 rakamı NASA’ya bile kök söktürmüş. Apollo 13’ün 11 Nisan 1970’de çıktığı görevde, 2 gün sonra yani ayın 13’ünde oksijen tankının patlaması NASA’ya bile korku salmış.

Oysa biliyor musunuz, Hollanda’da yapılan bir araştırmaya göre trafik kazaları ayın 13’üne rastlayan Cuma günleri çok daha az oluyormuş. Eh normal, millet korkudan evden çıkmıyorsa trafik dolayısıyla kaza da azalıyordur elbet...

Bu arada, eğer herhangi bir ayın 13’ünde doğduysanız da çok şanslısınız, çünkü herkese uğursuzluk yayan bu sayı sizin en şanslı sayınız oluveriyor. En azından buna inanan pek çok insan var...

Peki bu Cuma ne yapmayı ya da yapmamayı düşünüyorsunuz? Eve kapanıp pencerenin önünden geçen 13.Cuma’ya bakıp bir gün mü kaybedeceksiniz? Bence en iyisi eve dönerken “13.Cuma” film serisini alın, geçin TV karşısına, kendinize güzel bir film ziyafeti çekin, tabi korku filmlerinden hoşlanıyorsanız...
Ben mi? İyi ki bizim apartmanda 13.kat yok... Ama daire numaramın son iki rakamı bilin bakalım kaç? Evet, doğru tahmin .....13!!!
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/2/2009 - Farzet ki...

Kategori: Dizelerde
Sevgili Leman Julide'den harika bir şiir, her şiiri gibi :)

farzet ki, uzağında değilmişim
okyanuslar yokmuş aramızda

sen uykunda / ben uyanık
sen rüyana / ben seni seyre dalmışım
yani şimdi tam da bu saatte yanındaymışım
gece degilmiş bende / ne de sabah sende

farzet ki,
dünyada tüm zamanlar aynı -yokmuş doğusu batısı
Avrupa, Amerika yada Asya’sı
dedim ya,
düşünmek ve istemek yetiyormuş
-özlediğinde görmek için bir insanı
yani, beyin ve ruh frekansı


günlerden bir gün bir nehir kıyısında
kızıllığı omuzlarına çökerken güneşin
-yalnızlığının bir gün batımında-
farzet ki, serin bir sonbaharda
sen tam dalmışken bir romana
saçımın gölgesi düşmüş aniden
-elindeki kitabın son sayfasına,
ben,
omuzlarından alıp güneşi / başımı koymuşum yerine
- güneş üşümüş -
öperken dudaklarını
avuçlarımıza ayın gölgesi düşmüş


yaşam.!

yaşam, garip
yaşam, karmaşık
tam her şey bitti derken, bilirsin ki yeniden başlar kaldığı yerden
derken, belki de çok geç kalınır
-bir şeylerin sırası beklenirken

bazan yanlıştır zamanlar -doğru yerlerde
bazan doğruyu bulduğuna inanırsın
yaşanacak tüm zamanları yanlışlara harcamışsın

sen
yanlış zamanda ve yanlış yerde
bendeki tek doğru


sen…uzak
sen…ulaşılmaz
sen…imkansız
sen…sevdamsın


oysa,
çok şey değildi istediğim / sadece çok sevmekti seni
bir kez olsun uyanmak aynı sabaha
soluğunu duymaktı soluğumda -en yalnızım dediğim anda-

şimdi, sende sabah…
güneş dokunacak birazdan ellerim yerine saçlarına
ve uyanacaksın…
bendeyse gece
yine sensizliğe sarılıp uyuyacağım…

ve
farzet ki,
bir daha hiç uyanmayacağım…



L Julide K
sept.19.2006 -USA
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/11/2008 - Her güzel şeyin sonu

Kategori: Ortaya Karisik



Mayıs ayında başlayan tatlı telaş nihayetinde bitti. Aslında onca koşturmaca ve yorgunluğun acısını çıkarmak istiyorduk balonun ardından ama kendi adıma o koşturmacayı özlediğimi fark ettim. Elbette yapılan işin sonucunun, hepimizi fazlasıyla tatmin etmiş olması benim böyle hissetmemde etken. Mayıs ayında başlayan “Cumhuriyet Balosu” heyecanı çok ama çok güzel bir sonla hepimizin yüzünü güldürdü. Darısı gelecekteki güzel 29 Ekimler’e.

Bu bizim için büyük bir fırsattı. Yani yönetimin erken seçilmesi ve tüm yazın bize çalışmak için kalması ile heyecanlı bir telaşa girdik. İyiki de girmişiz... Her ne kadar önce bu kadar önemli bir organizasyona başlamanın tedirginliği olsa da içimde, işlerin yolunda başlaması ile heyecan cesareti de getirdi beraberinde. Elbette beraber çalıştığınız ekibin verdiği pozitif enerji de var işin içinde. Şimdiye kadar Moskova’da geçirdiğim en keyifli yaz oldu bu sayede.

Böyle ayrıntılı ve büyük bir işe girince insan sanki hep birşeyleri unutuyormuş gibi geliyor. Aynı anda birden çok şeyi düşünüp hepsinin üzerinden defalarca geçmek yorgunluk yaratsa da, işin adı “Cumhuriyet Balosu” olunca zaman bir türlü geçmek bilmiyor. Ama aslında çabucak da olup bitiyor. Yani onca ay sadece onu düşün, onun hakkında konuş, gece gündüz kafanda türlü hesaplara gir ve birkaç saatte hepsi bitiversin. Tadı damağımda kaldı resmen. Bir de etraftan güzel yorumlar gelince, keşke henüz bitmemiş olsa diyorum...

 Geceye damgasını vuran ise kesinlikle Erol Evgin ve muhteşem ekibiydi doğrusu. Zaten Erol Bey ilk aklımıza geldiğinde, bu programa uyacak başka biri olamayacağını da düşünmüştüm. Zaten öyle de oldu. Muhteşem bir sahne performansı ile balonun adına yakışacak bir coşku yarattılar hem kendisi, hem ekibi. Ardından gelen 1.5 gün gibi kısa bir zamanda ise hem kendisinin hem de ekibindeki değerli müzisyenlerin harika kişilikleri bizleri etkiledi. Moskova’da keyifle gezdiğimiz bu kısa zamandan, öyle sanıyorum ki çok güzel anılar kaldı herkesin aklında.

İşin en güzel yanı ise balonun üzerinden bu kadar zaman geçmiş olmasına rağmen, hala balodan bahsedildiğini duymak, övgülerini almak ve bunun keyfine varabilmek. Her yıl yaptığı yardım amaçlı organizasyonları ile Moskova Türk Kadınlar Organizasyonunun bu projeyi de başarı ile gerçekleştirdiğini görmek en büyük mutluluğum.

Ama her güzel şeyin de bir sonu oluyor malesef. Sabah erken saatlerde evden çıkmalar, Moskova’nın bazen çileden çıkaran trafiğinde koşturmacalar, hesap-kitap işleri arasında geçen onca ay. Tabi çok keyifli kısımları da vardı. Bu sayede pek çok kişiyle tanıştık, Moskova’da ne kadar güzel ne kadar hoşsohbet insanlar olduğunu gördük. Hele geceye hazırlık telaşı... Sabah erken saatte otelde koşturmaca, ardından havaalanında karşılama, otobüs şoförünün ben ve ekibe sürprizi olan kısa şehir turu içinde eyvah geç mi kalıyoruz telaşları, posterler asıldı asılıyor, ses sistemi... Tabi bayan olunca başka telaşlar da var.. Giyim kuşan, süslen, saç-baş..  Ertesi gün başlayan gezi programı içinde gelişen keyifli saatler. Şimdi geriye baktığımda, kendimi boşluğa düşmüş gibi hissediyorum. Sanki yapmam gereken birşey varmış da unutuyormuşum...

Tüm bunların amacı ise tüm koşturmacalara ve yorgunluklara bedel. Hem “Cumhuriyet Balosu” olduğu için, hem de sonuçta yardıma muhtaç olanları mutlu edeceği için. İşte sırf bu iki önemli sebeb için uykusuz kalabilir, stres olabilir, yorulabilir ve sonunda büyük bir haz duyabilirim, herzaman... Bundan sonra da birbirinden güzel organizasyonlarla hepbirlikte olmak dilekleri ile, herkese sevgiler...

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/8/2008 - ve...2....

DSC00021

Melekler şehri
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Ben neymisim meger :)

Kendi kendimizle yarışmadayız, gülüm. (Kak mi slepi v soperniçestve svoem!) Ya ölü yıldızlara hayatı götüreceğiz, (mojet, mertvim planetam jizn prinesem) ya dünyamıza inecek ölüm. (ili jizn na zemle ubem...) Nazım Hikmet

Ne var Ne yok?

  • --Benden--
  • Dizelerde
  • DVD Kulup
  • Fotograflarin Dilinden
  • Fırcamın ucunda..
  • Gezdim Gordum
  • Gozume carpan aklima takilanlar
  • Kino-Sinema
  • Moskova haberleri
  • Moskova Rehberi - Gorun
  • Moskova Rehberi -restoran ve kafeler
  • Moskova sanat gunlugu
  • Moskovada gorun
  • Mutfak keyfi
  • Muzik
  • Objektifimden yansiyanlar
  • Ortaya Karisik
  • Rusyada Sanat
  • Sanat
  • Takıntılarım
  • Unutulmazlar
  • Benimkiler;)

    figoltx
    dergii
    hadiorelim
    hbasak
    Ayris
    matrushkakrasavitsa
    sinanindunyasi
    yagmurlagelen
    yaraticilik
    birofiskedisinindunyasi
    HAYALKAHVESINDE
    HandanGokcek2
    143
    TheLostHighway
    sanategitimi
    nelboncuk
    AmazonAmazon
    hussoloji
    allbyerock
    BebekSagligi
    SifaliBitkilerimiz
    damavoy
    ayseyaman
    sedence
    nurlayemek
    PastoralRapsodi
    blogdenizi
    dergi
    ozii
    komanci1
    juniortoygun
    atillasaracoglu
    moskara
    sarpdoga
    gobul1
    Objektifime yansıyanlar:) Not birakmayi unutmayin ;)


    View my page on Turk Kadin Blog Yazarlari