From Moskova with love

26/2/2008 - Rusya'da sanat...

Kategori: Rusyada Sanat

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/2/2008 - On parmağında on marifet olan bir sanatçı: Zurab Tsereteli

Kategori: Rusyada Sanat

Onu sadece Rusya’da tanımıyorlar, onun ünü dünyaya yayıldı. Sadece Rusya’nın değil dünyanın en ünlü ressam, heykeltraş, mimar, seramik sanatçılarından birisi  olan    Zurab Tsereteli,  Gürcü asıllı olup 1934 yılında Gürcistan’ın Honi kentinde doğdu.

 

16 yaşında amcasının atölyesinde ilk sergisini açan Tseretali, 1952 yılında  Tiflis Resim Akademisinde Resim Bölümünü kazandı. 1958 yılında Sovyet devleti onun ‘Tiflis Şarkısı’ resmini yasakladı. Akademiden mezun olduktan sonra Tsereteli, serbest ressam olarak çalışırken, portre ve manzara yanısıra kitap çizimlerini de yaptı. 1959 yılında yerel ve ulusal sergilere katılarak iki gümüş ve bir bronz ödül kazandı. 1960 yılında Gürcistan Bilim Akademisinde Tarih, Etnografi ve Arkeoloji Enstitüsünde, ressam ve mimar olarak işe alındı. 1963 yılında, Gürcistan Ressamlar  Birliğinde, üst uzman olarak iş verildi ve artık ülkenin bir ucundan öbür ucuna kadar seyahat edip resim, heykel, mozaik vs. eserlerine imza atmaya başladı. 1964 yılında Paris’e gittiğinde, zamanının Fransa Cumhurbaşkanı ve Picasso ile tanıştırıldı. O zamanlarda da kendi sanat stilini yaratmaya başladı. 1965 yılında, Moskova’da düzenlenen Sovyet Birliği Sanat Fuarında altın madalyaya layık görüldü. Gürcistan’ın en önemli tatil bölgelerinden biri olan Pitsunda’da bulunan önemli bir kaplıca projesi üzerinde çalışırken, Sovyet Birliğinin Devlet Başkanı ve Kültür Bakanı ile tanıştığında, Moskova Sinema Evinin dekorasyonunu üstlenmek üzere Moskova’ya çağırıldı. 1967-1968 arasında da Moskova Sinema Evi projesini tamamladı ve Moskova’da kendine bir studyo açtı. Aynı zamanda da Gürcistan Kaplıcaları Baş Ressamı pozisyonuna atandı.  1978 yılında Gürcistan Halk Ressamı ünvanına layık görüldü. Aynı dönemde, New York’taki Birleşmiş Milletler Sitesinde Sovyet Birliğinin Binasının dizaynını üstledi, o çalışma sırasında New York Güzel Sanatlar Kolejinde ders vermeye başladı. 1980 yılında Tsereteli Moskova Olimpik Oyunlarının Baş Ressamı oldu. Olimpiyat Oyunları sırasında yapılan İzmailovskaya Otelleri, Dinamo Spor Sarayı, Krasnaya Presnya’daki Uluslararası Ticaret Merkezi binaların dizaynları Tsereteli’ye ait. 1989 yılında Sovyet Birliği Sanat Akademisine üye seçildi. 1991 yılında ise UNESCO Moskova Uluslararası Destek Fonu’nun Başkanlığına seçildi. 1992 yılında Yuri Lujkov ile tanışıp sıkı dost oldu. 1994 yılında Rusya Güzel Sanatlar Akademisinin Başkan yardımcısı, 1997 yılında ise Başkanı olarak seçildi. 1996 yılında Poklonnaya Tepesindeki Zafer Parkı projesini tamamladı. 1996 yılında Manejnaya meydanı ve Okhotny Ryad Alışveriş Merkezini tamamladı. 1999 yılında da Moskova’nın baş kilisesi olan Kurtarıcı İsa Katedralini tamamladı. 2001 yılında, Preçistenka’daki Rusya Sanat Akademisinden sanat eserlerine ev sahipliğini yapan Zurab Sereteli Sanat Galeresi açıldı. 2002 yılında, Bolşoy Tiyatro’nun Yeni Sahnesinin dekorasyonunu yapan sanatçı ekibinin başına geçti, yeni sahnenin perdesini tasarladı. 2002 yılında, tasarımı Tsereteli’ye ait olan altın kaplı sol anahtarı, Kızıl Tepelerdeki Uuslararası Müzik Evi’nin kubbesine monte edildi. 2004 yılında, Moskova Üniversitesi Kütüphanesi Baş Ressamı olarak atandı, Moskova Üniversitesinde Fahri Profesör ünvanını aldı. Sanat hayatı boyunca, Brezilya, ABD, Fransa, İspanya v.b yabancı ülkelerde bir çok başarılı projeye imza attı. 2004 yılından beri de hem Rusya, hem dünya çapında çalışmalarını sürdürmektedir.

          

Sanatçıya ait bilinen en önemli eserler, Zafer parkındaki haykeller, Kurtarıcı İsa Katedralindeki tüm heykel ve freskler, Moskova nehrinde yer alan gemiler üzerinde yükselmiş Peter heykeli sayılabilir. Bunun dışında sanatçının sayısız eseri ki bunlar içinde heykeller, yağlıboya tablolar, emal(mine) işi panolar ve çok daha fazlası Preçistenka Ulitsa 19 numaradaki galerisinde sürekli olarak sergilenmektedir. Oldukça ilginç ve geniş bir yelpazaye sahip olan galeride sanatçı ayrıca yetenekli çocuklara resim dersleri vermekte.

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/2/2008 - Tarihi, şık ve estetik

Kategori: Rusyada Sanat

 

Birçoğumuz Rus hediyelik mağazalarında görmüşüzdür bu yumurtaları. Renkleri, desenleri ve taşlı görüntüleri ile Çarlık döneminin gösterişli bu takıları bir çok bayanı cezbetmiştir mutlaka. İşte beni de son zamanlarda çok cezbeden bu yumurtaları alma konusunda kendimi bir türlü durduramıyorum. Önce zarif ve sade siyah bir tane aldım derken bu da şu renkle iyi gider, öbürü başkasıyla derken dur durak bilmez bir arayış başladı ve düşündüm, acaba bu yumurtaları bu kadar özel kılan nedir? Rus kuyumcusu ve mücevhercisi olan Carl Faberge 1842 yılında Petersburg’da bir dükkan açar ve bu dükkan dönemin en meşhur mücevhercilerinden birisi olur. Ancak asıl şöhret Gustav Faberge’nin Almanya’da eğitimini tamamlayıp 1870 yılında babasının firmasının başına geçmesi ile gelir.

 

Rus ortodoks kilisesinin en önemli bayramlarından birisi Paskalya’dır , bu bayram birbirinden güzel boyanmış yumurtalarla kutlanır. 1984’de Feberge III. Aleksander’ın ilk paskalya yumurtasını yapar. Yumurta Çariçe Maria’ya çarlığının gösterişli gücünü hatırlatacaktır. Faberge, paskalya yumurtaları yapmaya III. Aleksander ölene kadar 11 sene boyunca devam eder.  III.Aleksander’dan sonra oğlu II.Nikolas da bu geleneği sürdürür. Hediyelrin paskalya yumurtası şeklinde yapılması ve içlerinden her defasında değişik bir sürprizin çıkması popülerliğini artırır. Faberge yumurtalarını yaparken Rus sanatından etkilenir ve seyahatlerinde gördüğü sanatsal eserlerden ilham alarak yumurtalarını çeşitlendirir. Rus tarihindeki gelişimler yumurtaların da sayısını artırır. II.Nikolas’ın taç giyme töreninden, Sibirya demir yollarının açılmasına kadar bir çok olay yumurtalar ile onurlandırılır. Faberjelerin yapım tekniği mineleme denen bir sanata dayanır. 19. yüzyılda popüler olan bu sanatta yarı saydam mineleme tekniği kullanılır. Her minelemeden sonra eser fırınlanır ve sadece birkaç renk kullanılır. Faberje bu tekniği geliştirir ve 140 değişik yumurta yapar. Faberje yumurtalarının yapımında alaşım gümüş,altın,bakır,nikel,paladyum kullanılır ve bu metaller değişik oranlarda kullanılarak değişik renkler elde edilir. Bu teknikle 56 adet imparatorluk yumurtası yapılır ve bunlardan 44’ü bilinmektedir. 2 tanesi ise fotoğraflandırılabilmiştir. Diğer 12 yumurta ise Sibiryalı altın madeni sahibi olan Aleksander Ferdinandoviç’in kolleksiyonundadır. Faberje yumurtaları içinde en ünlüsü taç giyme töreni yumurtasıdır. Yüzeyi yarı saydam sarı renkli mine yapılmıştır ve altın kafes işiyle çerçevelenmiştir. Opak, siyah mineli imparatorluk kartalları kefeslerin kesiştiği yerlerdedir. Her kartal pençesinde ise mücevher taşları bulunur. Yumurtanın sürprizi ise içinden çıkan, yapımı 15 ay süren minyatür at arabasıdır. Arabada altın, platinyum ve kristal kullanılmıştır. Arabanın kabini değerli mücevherler ile çevrelenmiştir.

 

1885 yılında bu yumurtalar Numberg sergisinde altın madalya alır ve 1918 yılında şirket kamusallaştırılınca Faberge İsviçre’ye göç eder. Şimdilerde bu yumurtalar turistik amaçla bir çok yerde bulunmaktadır. Özellikle kolye şeklinde yapılanları bayanlarca çok tercih edilmektedir. Artık değerli taşlar kullanılmasa da bir çoğunda mine işleri oldukça zariftir. İlgilenenler için önerebileceğim adres İsmailovski Park yakınındaki Vernisaj. Cumartesi-Pazar günleri pazarda pek çok satıcıda bunları bulabilirsiniz. Fiyatları 800’den başlar 200 dolara kadar çıkar. Elbette kullanılan malzeme ve işçilik bu fiyatları belirliyor.

 

Hazır 14 Şubat Sevgililer günü de yaklaşmışken, sevdiğinize neden Çarlariçelere layık bir hediye almayasınız?

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/2/2008 - En keyifli yolculuk :)

Kategori: Rusyada Sanat

 

Şu sıralar Moskova Metrosunda yolcuları değişik bir sürpriz bekliyor. Aynı sürpriz geçenlerde beni de vurdu. Sıradan bir metro istasyonunda sıradan bir treni bekliyordum ama hoş ve ilginç bir metro treni günümü renklendirdi. Renklendirdi derken, mecazi anlamda değil gerçekten rengarenk bir neşe kattı. Çünkü gelen trenin dışı olduğu gibi, tamamen çiçekli bir desenle kaplanmıştı. Uzaktan bakınca sanki tren çiçek desenleri ile boyanmış gibi görünüyordu. Ama asıl sürpriz vagonun içine binince karşıma çıktı.

 

Kievskaya metro istasyonundan Maladojnaya yönüne doğru gitmek üzere bekliyordum ve bilindiği gibi Ocak ayından itibaren bu hatta bazı değişiklikler oldu. Daha önce 4 numaralı hatta olan ve Kuntsevskaya metrodan Krılatskayaya kadar olan bölümdeki bazı istasyonlar artık 3 numaralı hatta geçti. Aslında bu oldukça da iyi olmuş, en başta Kievskaya’daki yığılma artık olmuyor. Anladığım kadarıyla bu değişimin şerefine olsa gerek bu tren hazırlanmış.

Trenin dışının canlı renkleri başta insanın yüzünde anlayamadığı hoş bir gülümsemeye neden oluyor. Ardından vagonlardan birine binince bir an kendinizi nerede olduğunuzu şaşırıyorsunuz. Çünkü vagonlarda bazı koltukları kaldırmış, pencerelerin olması gerektiği yerlere tablolar asılmış. Çünkü bu metro treni aynı zamanda bir sergi salonu. Benim denk geldiğim vagonda Moskova’nın en bilindik resim okullarınmdan birisi olan Sergey Andriyaki’nin öğrencilerinin suluboya çalışmaları yer alıyordu. Tabi bir sonraki istasyonda hemen yan vagona geçip oradaki bazı yağlıboya tabloları görme imkanım oldu.

 

 

İşin hoş kısmı, vagona binen çoğu insanın aynı tepkiyi vermesi. Önce geri inecek gibi oluyorlar. Ne düşündüklerini tahmin edebiliyorum, yanlış bir şeye bindiklerini. Aynı hisse ben de kapıldıö. Daha sonra resimlere bakmaya başlıyorlar ve herkesin yüzünde hoş bir gülümseme yayılıyor. Ardından telefonlar çıkmaya başlıyor. Herkes elinden geldiğince görüntülemeye çalışıyor bu değişik olayı.

Aslında sanatla iç içe yoğrulmuş bu şehirde böyle bir olayla karşılaşmak çok da şaşırtıcı bir durum olmasa gerek. Bir defa daha bir sanat şehrinde yaşadığımı hissettiren bu olay şunu düşünmeme neden oldu. “Dünyanın kaç yerinde böyle bir şeyle karşılaşabilirim?” Sanırım Türkiye’de zor görünüyor. Yani malesef bizde birbirinden sevimsiz reklam panolarının dışında birşeye rastlamak pek mümkün değil. Umarım bu konuda yanılıyorumdur. Çünkü yorgun ve stresli geçmiş bir iş gününden sonra eve dönüş yolunda insanı böylesine rahatlatan bir olayla karşılaşmak gerçekten hoş oluyordur.

Bu sergi treni ile hem varmak istediğiniz yere gidiyor, hem de gününüze keyifli birkaç dakika ekliyorsunuz. Sanırım şimdilik bu tren sadece 3 numaralı hatta geziyor. Umarım siz de bir ara bu sürpriz ile karşılaşırsınız. Bu yakınlarda metroya binerken fotoğraf makinanızı da yanınıza almayı unutmayın.

Dikkat kapılar kapanıyor.... Bir sonraki istasyona kadar iyi seyirler...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/11/2006 - Rusya'nın Ruhu

Kategori: Rusyada Sanat

 

Bogorodskoye’dan oyma oyuncaklar

 

Yüksek dağlarda, ormanların ötesinde Sergiyev Pasad’da yakın bir yerde Bogorodskoye Köyü yer almaktadır. Burada oyma oyuncak ve heykelcik yapma geleneği 17. yüzyılda başlamıştır. Oyuncaklar, kızılağaç ve ıhlamur gibi yumuşak yapılı ağaçlardan yapılmaktadır. El baltaları, bıçaklar ve keskilerle oyulmaktadır. Zanaatkarlar çok çabuk, temiz ve kesin kesimleri bir model ya da kalıp koymadan hızlıca yapmaktadırlar. Basitlik ve çekicilik katmak için zanaatkarın eğitimli elleri, gereksiz ve fazla detaya girmeden üçgen bloğu bir insane veya hayvan figurine sokar. Kaba oyma işlemi bittikten sonra, parka keski ile detaylandırılmaya başlanır. Bir ayının kürkündeki tüylerin, atın yelesindeki saç taneleri veya bir kuşun darma dağın olmuş tüylerinin inceliği bu keski ile detaylandırma sırasında ortaya çıkar. Bogorodskoye’nın özel çalışmalarından en önemlisi de oynar parçalı oyuncaklarıdır. Bunların en bilineni ise, basit ama zekice bir mekanizma sayesinde pençelerini oynatan ayı oyuncağıdır. Bir başka çok görünen ve sevilen oyuncak ise altta sarkan sarkacı döndürdükçe, üstteki tavukların gagaları ile yem yiyormuş gibi hareketler yaptığı oyuncaktır. Bu oyuncaklar renksiz, doğal ağaç görünümünde oldukları gibi, bazıları da çok canlı renklerde boyanmış da olabilir.

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Ben neymisim meger :)

Kendi kendimizle yarışmadayız, gülüm. (Kak mi slepi v soperniçestve svoem!) Ya ölü yıldızlara hayatı götüreceğiz, (mojet, mertvim planetam jizn prinesem) ya dünyamıza inecek ölüm. (ili jizn na zemle ubem...) Nazım Hikmet

Ne var Ne yok?

Benimkiler;)

hussoloji
ozii
ayris
143
hbasak
handangokcek2
nelboncuk
dergii
thelosthighway
yagmurlagelen
hadiorelim
sanategitimi
matrushkakrasavitsa
sinanindunyasi
yaraticilik
allbyerock
figoltx
amazonamazon
nurlayemek
bebeksagligi
sifalibitkilerimiz
blogdenizi
komanci1
moskara
atillasaracoglu
juniortoygun
Objektifime yansıyanlar:) Not birakmayi unutmayin ;)


View my page on Turk Kadin Blog Yazarlari